Hz. Muhammed’in, gençliği, ticaret hayatı ve evlenmesi


Hz. Muhammed’in hayatının ilk yıllarına ait maalesef fazla bilgimiz yok. Onun hayatının bu devresine ait bilgiler çok sonra tesbit edilmiştir. O, yirmi beş yaşlarına dek amcası Ebu Talib’in yanında kalmış, onunla ve öteki amcaları ile başka memleketlere seyahata çıkmış, kabileler arası savaşlara katılmıştır. Kendisi 25 yaşların­da iken, Huveylid kızı Hadice ile ilişkisi başlamıştır. Bu kadın, iki kocadan dul kalmış, ticaretinin, oldukça zengin, şerefli ve iyi aileden bir kadındı. İlk kocası Ebu Hale b.Zürare et-Temimi’den, Hale ve Hind adlarında iki çocuğu oldu. İkinci kocası Atik b.Abid el-Mahzuıni idi. Dul bir kadın olduğundan kervanlarının başına ücretle adam tutuyor fakat kendisi başında gidemediğinden bu kişiler kendisine dürüst hesap vermiyorlardı.

Bu itibarla Emin lakabı ile anılan ve sürekli bir işi de bulunmayan Muhammed’e, ücretle kervanının başında gidip gidemeyeceği sordurdu. Muhammed, amcası Ebu Talib’in iznini aldıktan sonra kabul etti. Muhammed’in kervanla bir iki kez gidip gelişi, umulmadık büyük karlar sağladığı. ve çok dürüst hesap verdiği için Hadice üzerinde de­rin bir hayranlık ve sevgi yarattı. Muhammed 25 yaşlarında bekar bir delikanlı, Hadice 40 yaşlarında dul bir kadındı. Hadice’de uyanan sevgi Muhammed’ de de karşılık buldu, evlendiler. Ters oranda büyük bir yaş farkına ve o çağda erkeklerin sınırsız evlenme haklan ‘bulunmasına rağmen bu evlilik, Hatice’nin ölümüne dek 25 yıl kadar mutlu bir aile hayatı şeklinde sürdü; dördü kız olmak üzere altı çocukları oldu. Muhammed evlenince, amcasının evinden kansının evine taşındı.

Hz. Muhammed, bu sırada Mekke’nin karşılaştığı bir kıtlık sırasında amcası Ebu Talib’in oğlu Ali’yi yanına alarak onun mali sıkıntısını hafifletti. Hatta o, zengin olan öteki amcası Abbas’ın, Ebu Talib’in büyük oğlu Cafer’i yanına almasını temin etti. Sonradan damadı olacak olan Ali b. Ebi Talib, Peygamber ölünceye dek Muhammed’in yanından ayrılmadı.

Hz. Muhammed, o yıllarda, ailesinin kendine he­diye ettiği Zeyd b.Harise adlı köleyi azad edip evlad edindi. Zeyd’in babası Harise, oğlunu Mekke’de bulmuş, Peygamber kendisini, babasıyla gitmek veya yanında kalmakta muhayyer bıraktığı halde, o, Muhammed’in yanında kalmayı tercih etmiştir. Bu Zeyd, Resulün azadlısı Ümmü Eymen’le evlenmiş, ondan, Üsame adlı oğlu doğmuştu. Medine’ye göçten sonra Hz. Peygamber’in halasının kızı Zeynep binti Cahş ile de evlenmiştir ki bunu, kısa bir süre sonra boşayınca Hz. Muhammed kendi nikahına almıştır.

Özetlersek, Hz. Peygamber’in gençliğine ait pek az bilgiye sahip isek de bütün kaynakların bildirdiklerine göre O, gençliğinden Peygamberlikle görevlendirilmesine dek doğru ve iyi ahlaklı olarak tanınmakta idi. Konuşmaktan çok sessizliği sever, azimli ve samimi bir kişi idi. Yaşı kırka yaklaştığı sırada dünya araçlarına daha az önem verme, yalnızlığı ve düşünmeyi daha çok sevmekle başladı. Haram aylarında (Zilhade-Zilhicce-Muharrem ve Recep aylan) Mekke yakınındaki Hira dağında inzivaya çekilir. Zaten öteden beri Mekkelilerden bazıları burada yalnızlığa çekilirdi. Bu dağda her münzevinin belli bir yeri vardı. Abdülmuttalib, Ümeyye b.Mugire, Veraka b.Nevfel gibileri böyle davranan münzevilerdi.

Hz. Muhammed, ruhun ebediliğini bilir, öteki dünya mükafat ve cezalarını düşünür, Hıra dağında kaldığı zamanlarda yiyip içeceği tükendikçe Mekke’ye iner, kavminin adeti üzere Kabe’yi tavaf ettikten sonra karısı Hatice’nin yanına uğrar, gene Hira dağına giderdi. Mekke­lilerin putlara, dolayısı ile çok Tanrıcılığa inanların hiçliği düşüncesi ile birlikte, başka kavimlere bir Peygamber yoluyla kendini bildirmiş olan Tanrı’nın, onları daha ne zamana dek bu imansızlıkta bırakacağım düşünürdü


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir