İnanç

Hz. Muhammed’in Veda Hutbesi

Müslümanlar Mekke’yi fethedince Medineli müminler, Hz. Muhammed‘in doğduğu ve hayatının büyük çoğunluğunu geçirdiği Mekke’de kalacağını düşündüler ve üzüldüler. Onların bu endişelerinden haberdar olan Hz. Muhammed, “Hayatım sizin hayatınızla beraber olacak, ölümünün de sizin ölümünüzde beraber olacaktır.” buyurarak onlarla beraber gideceğini belirtti. Nitekim de fetihten bir süre sonra tekrar Medine’ye döndü.

Hz. Muhammed, 632 yılında hacca gideceğini Müslümanlara duyurdu ve bunun için hazırlıklara başladı. Allah Resulü’nün hac için Mekke’ye gideceğini işiten Müslümanlar da gerekli hazırlıkları yaptılar. Hz. Muhammed, kalabalık bir Müslüman topluluğu ile birlikte hac yolculuğuna çıktı. Gerekli şartları yerine getirerek hac ibadetini yaptı. Böylece Müslümanlara, hac ibadetinin nasıl yapılacağını uygulamalı olarak göstermiş oldu. Bir hadisinde de “Hac ile ilgili yapmanız gerekenleri benden alınız” buyurdu.

Hz. Muhammed hayatında sadece bir kez hac yaptı. 632 yılında yaptığı hac, onun ilk ve son haccıydı. Allah Resulü bu haccından Müslümanlara son nasihatlerini ileten konuşmalar yaptı. Onlarla vedalaştı. Bundan dolayı da onun yaptığı hacca Veda Haccı, başta Arafat olmak üzere hac esnasında yaptığı bazı konuşmalara da Veda Hutbesi denildi.

Veda Hutbesi

Hz. Muhammed, Veda Hutbesi’nde Allah’a hamd ve senadan sonra kendisini dinleyen yüz bini aşkın Müslümana şöyle seslendi: “Ey insanlar! Bilmiyorum, belki de bugünden sonra burada sizinle bir daha buluşamayacağım. Allah’ın rahmeti, bugün sözümü işitip onu iyice kavrayanların üzerine olsun! Benim bu sözlerimi burada bulunanlar blunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunandan daha iyi anlar ve itaat eder.”

Ey insanlar! Biliniz ki Rabb’iniz birdir, atanız da birdir. Bütün insanlar Adem’den gelmiş, Adem de topraktan yaratılmıştır. Arap’ın Arap olmayana,Arap olmayanın Arap’a beyazın siyaha, siyahın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük ancak takva iledir. Biliniz ki bu şehrimiz Mekke, bugünüzün arefe ve bu ayınız zilhicce nasıl mukaddes ve dokulmaz ise mallarınız ve canlarınız da aynı şekilde dokuınulmazdır. Cahiliye Devri’ndeki her türlü riba (faiz) kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat anaparanız sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın. Kaldırdığım ilk faiz, amcam Abbas b. Abdülmuttalib’in faizidir. Cahiliye Devri’nin kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, akrabalarımdan Rebia b. Haris b. Abdülmuttalib’in oğlu Amir’in kan davasıdır.

Ey insanlar! kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’dan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allahın emaneti olarak aldınız. Onların namus ve iffetini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi kadınların da sizin üzerinizdeki hakları geleneklere uygun biçimde yiyecek ve giyeceklerini sağlamanızdır. Kadınlar hususunda Allah’tan korkun ve onlara en iyi şekilde davranın. Ashabım! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden saltanat ve nüfuz kurma ümidini ebediyen kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım şeyler dışında küçük gördüğünüz şeylerde şeytana uyarsanız bu da onu sevindirir ve cesaret verir.

Sözümü iyi dinleyin ve belleyin. Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Bir Müslümanın malı, rızası olmadan diğer bir Müslüman helal olmaz. Sakın zulmetmeyin. Herkes ancak kendi işlediği suçtan sorumludur. Baba oğlunun, oğul da babasının suçundan sorumlu tutulmaz. Allah her varisin mirastan payını tayin etmiştir. Artık bir varisin diğer mirasçıları mahrum edecek şekilde vasiyette bulunması helal değildir. Ödünç alınan şeyler sahibine geri verilmelidir. Yararlanılmak üzere alınan şeyler de sahiplerine iade edilmelidir. Borçlar ödenmelidir. Birinin borcunu üstlenen kefil de o borcu ödemelidir. Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine iade etsin. Rabb’iniz olan Allah’tan sakının, ona kulluk edin.

Beş vakit namazını kılın. Ramazan ayında oruç tutun, hac ibadetini yerine getirin, mallarınızın zekatını gönül hoşluğuyla verin. Yöneticilerinize, Allah’ın kitabına uydukları sürece itaat edin ve böylece Rabb’inizin cennetine girin. Benden sonra küfre ve sapkınlığa düşüp birbirinizin boynunu vurmayın.

Benden sonra hiçbir peygamber gelmeyecektir. Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız takdirde bir daha asla yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı Kuran’la Peygamberi’nin sünnetidir.

Kaynakça

Vakıdi, Kitabu’l-Meğazi, C3, 361-365;

İbn-i Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye, C 4, s.345-346;

Buhari, Hac, 132, Meğazi, 78.

(Özetlenip alınmıştır.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir