Jack London kimdir?


Amerikan romancı ve hikayecisi London, San Francisco’da evlilik dışı bir birleşmeden doğdu. Hiç görmediği babası, İrlandalı bir gezgin müneccim, W. H. Chaney; annesi Gal kökünden, Wistonsin’in ileri gelen ailelerinden birinin yüzkarası kızları, Flora Wellman’dı. Flora yirmi beşinde Mansillon (Ohio) dan ayrılmış, Chaney’le tanışmıştı.

Çocukluğu ve gençliği

Jack, John Chaney olarak dünyaya geldikten sekiz ay sonra, Flora Pennsylvania’lı John London’la evlendi. Aile bir bakkal dükkanı işleterek, pansiyoner olarak, kümes hayvanları besleyerek kararsız, güvenilmez bir hayat sürdürüyorlardı. London, sonradan, “ben çocukluk nedir bilmem” demişti, geçim sıkıntılarının başı sonu yoktu. Derken kitapların dünyasını keşfetti. On yaşında Dakland Genel Kütüphanesinden kütüphane memuru Calif’li seçkin şair İma Coolbirth’ün seçtiği macera, yolculuk, deniz yolculukları ve keşif kitaplarını ödünç alıp okuyordu. Kütüphane memuru ona kendi kütüphanesinden de MAdam Bovary ile Anna Karenina’yı vermişti. Gazete dağıtımında, oyun sahalarında, konserve fabrikalarında, Hint keneviri fabrikalarındaki saati on sentten on saat iş acayip işleri, çalışan insanların hayatına candan bir yakınlık duymasına sebep olmuştu, ama bu işlerin ağırlığı, içinde onlara karşı daimi bir hoşnutsuzluk uyandırmıştı. On beşinde serseri bir hayata düşen London’a Denizci Çocuk diye ad takmışlardı.

Kuvvetli kaslarından çok beyni ile yaşamak kararını vererek, ondokuzunda Dakland Colleji’ne girdi. Şehrin aydınlarının biricik toplanma yeri olan Henry Clay Münazara topluluğunda , tahsilli bir İngiliz ailesinden olan Edmond ile Mabel Appegarth’la tanıştı. City Hall parkında kapitalizm’e bir hücumu yüzünden hapse atıldı. Dakland gazelerinde ona “Sosyalist delikanlı” yaftasını yapıştırdılar. Günün ondokuz saatinde çalışmayı göze alarak California Üniversitesine girmek yolunu bulduysa da daha o yıl sona ermeden annesi ile babalığının geçimlerini sağlayabilmek için üniversiteyi bırakarak bir çamaşırhanede çalışmaya başladı.Niagara polisi serserilik suçuyla yakalayarak otuz gün ağır iş cezası verdi. Eric ilçesinde kanal kayıklarını boşaltmak işinde cezasını çekti. Onaltısından San Francisco koyunda ve yakınlarında inci avcılığı ve denizcilik yapıyordu. Kendisine inci avcılarının kraliçesi Mamie de beraber olduğu halde 300 dolara malolan “Rozzie Razzie” in sahibiydi. Japonya ile Sibirya kıyılarına varan 80 tonluk bir tekne olan Sophie Sutherland’de tayfalık etti. Johnny Barleycorn’da anlattığı aşırı içki alemlerini işte o sırada yaşadı.

Edebi hayatı ve kişiliği

1896’da Klondikeda altın bulununca bütün dünyayı saran hummaya Jack da yakalandı. 8000 pound’u biraraya koyduğu gibi yola koyulduysa da, bir gram altın çıkarmadan eve bomboş, fakat Amerikan edebiyatının en özlü eserlerinden birini “The Call of the wild” i yazacağı tecrübeleri edinerek döndü. Bu kitabın satışı bir buçuk milyona yakın olmuştu.

Bu macerasının içinde olduğu sıralarda babalığı ölmüştü, Jack yeniden günlük işinde çalışmaya başladı. Ancak Overland Monthly” ile “Black Cat” dergileri tarafından hikayelerinin kabul edilmesiyle kendinde postanedeki işine bırakıp bütün vaktini yazarlığa ayırmak cesaretini buldu. Eline geçen her türlü kitabı okuma alışkanlığı sürüp gidiyordu; Kiplingle, Stevonson onun edebiyat tanrıları; Darwin, Spencer, Friedrich, Nietzche “edebiyat tanrılarının ana-babaları” ydılar. Bilhassa Nietzsche’nin bütün engelleeri yenip esir kütleye hakim olan at sırtındaki insan, üstün insan doktrinini benimsemiti. Bunun solcu inanışlarla uyuşmazlığı apaçık denilebilirse de London’a birbirini tutmazlıklar vız gelirdi. Kanaatleri sosyalizm Hacckel’in “Monism” i, Spencer’in “Materialistic determination” u ile Darwin’in evrim teorilerinin bir karışımı idi.

1899 yılı sonlarına doğru “The Atlantic Monthly”, “In Odyssey of the North” adlı uzun hikayesini 120 dolara satın aldığı gibi, derginin kitap yayınlarını idare eden Houghton Miffiln bir hikaye kitabı “The Son of the Wolf” için bir kontrat hazırladı. Ertesi yıl, aktris Minnle Madden Miske’nin yağenlerinden biri olan Bessy Madden’le evlendi. Üç yıl sonra onu ve kızlarını, kendisinin pek bol keseden olan romantik tarafına başvurmasını bilen Charmian Kittredge’le evlenmek için terk edecekti.

Bir zman S. S. Mc. Clure, London’a ayda 125 dolar veriyordu. Macmillan Yayınevi Müdürü George P. Brett bunu 250 dolara çıkardığı gibi, London en çok satan bir yazar olduğu zaman da avans telif hakkı için doymak bilmez isteklerini de hiçbir zaman geri çevirmedi. London elli kitabından bir milyondan fazla para kazanmış, bunu son kuruşuna kadar harcamıştı.

The Call of the Wild 1903 yılının en çok satılan eserleri listesine girdi.The Century Magazine “See Wolf” u basarak London’a 400 dılar ödedi. 1904’de Hearst gazetelerine Rus – Japon harbinin röportajlarını gönderdi.

1905’de sosyalist aday listesinde Dakland valilik seçimlerine girdi, 981 oy aldı, köylere bir konferans turuna çıktı. Yapımı ona 30.000 dolara malolan yelkenlisi Snark’la Hawai’ye açıldı. Güzel otobiyografik romanı Martin Eden‘i yazdı. Bu romanın kahramanları arasında Applegarthlar’la George Sterling (Şair Brissenden adıyla) de vardı. 1907’de The İron Heel, Anotole France’in önsözüyle yayınladı; bazı bölümleriyle London’ın en ilgi çekici, en önemli kitabı denilen, 1932 deki bir ihtilali anlatan bu kitap, Faşizme dair şayanı hayret, bir kehanettir denebilir.

London’un California’da Güzellik Çiftliğindeki asil misafirseverliği masraf pusulalarını ve daha tamamlanmadan bir yangınla yerle bir olan Fantastik Şatosu Wolf House’ın yapı masraflarını karşılayabilmek için hiç durmacasına yazmak zorunda bırakıyordu. 1913 yılında o, 11 dile çevrilen kitaplarıyla dünyanın en çok para alan, en meşhur, en popüler yazarı adını kazanmıştı.

1912’de Macmillan Yayınevinden ayrılıp Century’ye geçmişti, fakat “John Barleycorn” yüzünden anlaşamayarak tekrar Macmillan’a döndü. Aşırı çalışma, para sıkıntıları, ayyaşlık edebi randımanının düşmesine sebep oldu.

London ölüm sebebi olarak üremi bildirildiyse de gece masasının üzerinde morfin, uyku tabletleriyle yerde iki boş şişecik – tıpkı otobiyografik romanının kahramı “Marin Eden” gibi kurtuluşu intiharda bulduğunu gösteriyordu.

London adaleli, hafif kıvırık saçlı, mavi gözlü bir adamdı. Yumuşak bir sesi, çocukça bir cazibesi vardı. Carl Van Doran: “Hikayeleri muhteşem, sürekli bir destandan sergüzeşt parçalarıydı.” diyor.

Kitapları

  • Açlar Ordusu
  • Âdemden Önce
  • Alaska Kid
  • Alın Teri
  • Altta Kalanlar
  • Atalarının Tanrısı
  • Ateş Yakmak
  • Ay Vadisi (The Walley of the Moon) (1913)
  • Beyaz Diş
  • Beyaz Sessizlik
  • Buck’ın Maceraları
  • Büyük Serüven
  • Can Yoldaşı
  • Cinayet Şirketi
  • Dehşet Ülkesi
  • Demir Ökçe
  • Demiryolu Serserileri
  • Deniz Kurdu
  • Direniş
  • Doğu Yakası (Uçurum İnsanları)
  • Dönek
  • Düş Ülkelerine Yolculuk
  • Güneş Çocuğu
  • Halk Avcısı
  • İstiridye Korsanları
  • Japon Kıyılarında Dehşet
  • John Barleycorn (Alkollü Anılar – İntihar olarak da bilinir.)
  • Kaptan David Grief
  • Kıyametten Sonra
  • Kız Kar ve Kan
  • Kızıl Veba (The Scarlet Plague), (1912)
  • Kurt D*lü
  • Martin Eden
  • Meksikalı Devrimci
  • Midas’ın Müritleri
  • Ormandan Gelen Ses
  • Seçme Öyküler
  • Sevgili Jerry
  • Sevginin Katıksızı
  • Şampiyon
  • Tanrılar ve Köpekler
  • Uçurum İnsanları
  • Uzak Diyarlarda
  • Vahşetin Çağrısı (The Call of the Wild), (1903)
  • Yanan Gün
  • Yanan Günışığı
  • Yıldızlar Korsanı
  • Yol

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir