Nabizade Nazım – Zehra Romanı Özeti


Zehra Romanının Önemi:

Nabizade Nazım’ın ölümünden sonra 1896’da basılan “Zehra” adlı romanı, natüralizm etkisinde yazılmıştır. Yazar, kahramanlarının ruhsal durumlarının fizyolojik ve toplumsal etkiler altında geliştiğini göstermeye çalışmış, psikolojik roman türünü denemek istemiştir. Ancak olayda entrika öğesine fazla yer vermiş, kişi ve çevre tasvirlerinde Namık Kemal‘inki gibi ağır ve süslü bir üsluba yönelmiş, kişiliğini gizlemeyi başaramamıştır. Yer yer Ahmet Mithat Efendi‘nin Müşahedat romanını hatırlatan eserin en başarılı bölümleri yine de çevre tasvirleri olmuştur. Yazar bunun için gözlemler yapmış, örneğin tulumbacıların yaşayışını yansıtabilmek için tulumbacı kahvelerini dolaşarak notlar almıştır.

Zehra Roman Özeti

Tüccar Şevket Efendi, kızı Zehra’yı kâtibi Suphi ile evlendirir. Suphi’nin annesinin hizmetkâr olarak eve Sırrıcemal adında güzel bir cariye alması Zehra’yı kıskançlık krizine sokar. Bu sırada Şevket Efendi ölür. Mağazanın yönetimi Suphi’ye kalır. Suphi karısından giderek soğur ve ayrılır, Sırrıcemal’le evlenir. Zehra öç almak için Rum dilberi Ürani’yi Suphi’yi baştan çıkarmak için görevlendirir. Suphi tuzağa düşer ve Sırrıcemal’i bu Rum güzeli uğruna terk eder. Sırrıcemal, terk edilmeyi sindiremeyip intihar eder. Zehra, mağazanın kâtibi Muhsin’le evlenir, mağazanın yönetimini de yeni kocası üstlenir. Gelir kaynağı böylece kuruyan Suphi parasız kalır, sefil bir hayat sürmeye başlar, tulumbacı olur, yangınlara gider. Kendisini terk eden Ürani’yi ve onun yeni aşıkını öldürünce tutuklanır ancak suçu kanıtlanamasa da İstanbul’dan Trablusgarp’a sürülür. Yeni kocasını bir türlü sevemeyen Zehra eski kocasının başına gelenlerden üzülür; bu arada yeni kocası ölünce acılar içinde yalnız kalır. Bir gün sokakta yoksul ve yaşlı bir kadının düşüp öldüğüne tanık olur. Bu kadının Suphi’nin annesi olduğunu anlayınca üzüntüsünden hastalanır ve kısa bir süre sonra ölür.

Zehra Romanının Daha Geniş Özeti ve İncelemesi:

  • Geniş Özet:

Suphi gayet kibarca büyümüş,güzel bir delikanlıdır.Babası birkaç sene evvel vefat etmişse de annesi Münire Hanım henüz sağdır.Suphi ailenin tek çocuğudur.Babası eğitimi ile yakından ilgilenmiş,temel öğrenimini babasından almıştır.Babası ölmeden önce Suphi`yi Asmaaltı`nda bir tüccarın yanında katip sıfatıyla yerleştirmiştir.Bu tacir,Şevket Efendi`dir.Şevket Efendi çalışkan,tüccarlar arasında yüksek derecede bir güvenirliği olan biridir.Şevket Efendi`nin on yedi yaşında Zehra adında bir kızı vardır.Zehra küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Zehra çocukluğundan beri gayet kıskançtır.Kendisinden iki yaş küçük kardeşi Bedri`yi o kadar kıskanır ki birkaç defa çocuğu öldürmeye kalkışmıştır.

Zehra`nın bu derece kıskanç olması Şevket efendi`yi  düşündürmekte bu huyun ileride olumsuz sonuçlar çıkarabilmesinden korkmaktadır. Zamanla değişir ümidiyle bekler. Ancak yaşı ilerledikçe kıskançlığı`nın daha da arttığını görür. Şevket Efendi bu durumdan duyduğu üzüntüyü,kendine yakın bulduğu Suphi`ye anlatır. Suphi içten içe kıza acır.”Sevimli bir kardeş olmayan kız,eş de olamaz.”diye düşünür.Suphi acıdığı bu kızı  bir türlü aklından çıkaramaz. Bu duygularına bir isim de koyamaz.Hala Zehra`ya acıdığını sanmaktadır.Daha görmeden Zehra`ya tutulmaya başlamıştır. Şevket Efendi, Suphi`ye bir haller olduğunu anlar.Ölçüp biçtikten sonra aşk`a tutulduğunu anlar.Ancak bu kişinin kim olduğunu kestiremez.

Bir Cuma günü Suphi kaydedilmesi gereken bazı hesaplar için Şevket Efendi`nin evine gider. Çalışma esnasında aptes bozmak için kendisine gösterilen yere çıkar. Koridor`un penceresinden hava almak için bahçeye bakmaya başlar.O sırada bir kız görür.Çok güzel bir kız gül buduyordur. Kendine engel olmaya çalışmış ancak bakmaktan kendini alamamıştır.Bu güzeli görünce hayran olur. Yüzündeki ifadenin sertliğinden bu kızın Zehra olduğunu anlar. Zehra arkasını dönünce Suphi ile göz göze gelir.Hemen içeri kaçar. Suphi gülümseyerek arkasını döner ve Şevket Efendi ile karşılaşır. Eli ayağına dolaşır ne söyleyeceğini bilemez.Şevket Efendi ”Artık işten sıkıldınız,size izin verdim oğlum.”der. Suphi dışarı çıkar.Sabaha kadar Zehra`yı hayal eder durur. Sabah mağaza`ya korkarak girer.

Şevket Efendi`den çok çekinir. Şevket Efendi gelince her günkü gibi davranır. Çünkü dün Suphi`nin gecikmesinden şüphelenmiş ve ardından gidince onu pencere`nin önünde Zehra`yı  izlerken görmüştür.Aşık olduğu kızın kendi kızı Zehra olduğunu  anlamıştır. Artık Suphi`nin  üzerine daha fazla titremektedir.Şevket Efendi bilerek cebinden Zehra`nın resmini düşürür. Bu durumda Suphi`nin tepkisini merak etmektedir.Suphi resmi görür ve tir tir titremeye başlar. Resmi yerden alarak “Allah bağışlasın çok güzel.”der. Şevket Efendi de “Güzel ama huysuz.” diye karşılık verir. Böylece konuşmaya başlarlar.Şevket Efendi nasıl olurda kızımı bu huyundan kurtarırım diye dert yanar.Suphi`de birden “Evlendirerek.” der. Şevket Efendi isterse kızını kendisine verebileceğini söyleyince Suphi havalara uçar.Tabi ki kabul eder.Zehra`ya çok fena aşık olmuştur.

Zehra`nın da eksik kalır yanı yoktur. Suphi`yi ilk gördüğün de  beninden vurulmuşa dönmüştür.Ona aşık olmuştur. Onun için ağlamaya başlar. Bu gözyaşları kızın daha iyi düşünmesini sağlar. Bu aşk daha şimdiden onun huyunu değiştirmiş onu yumuşatmıştır.

Kısa süre sonra nişanlanırlar. Zehra`nın huyları tamamen düzelmiştir.Şevket Efendi`de müzikten ve kanundan hoşlanan damadını memnun etmek için, Zehra ve Suphi`yi birbirilerine daha fazla bağlamak için Zehra`ya müzik ve kanun dersleri aldırmaya başlamıştır. Onlara Bulgurlu da bir ev almış ve rahatça yaşayacak kadar bir ödenek bağlamıştır. Kısa bir süre sonra evlenirler. Birbirilerini o kadar çok severler ki bir dakika ayrı kalmak istemezler. Yedi buçuk ay boyunca çok mutlu bir evlilik sürerler.

Ekim ayı içinde bir gün her zaman olduğu gibi Suphi hayvanların yanına,Zehra da dadısı Nazikter ile birlikte gezmeye giderler. Yolda gezerken Suphi`nin hayvanı`nın bir ağaca bağlı olduğunu görürler. Zehra etrafta Suphi`yi aramaya başlar.İleride ağaçların arasında bir erkek ve bir kadın görür. Bağırarak onlara doğru koşmaya başlar ve elini kaldırır.Bu sırada erkeğin Suphi olmadığını anlar ve köşke döner. Birkaç gün ateşler içinde yatar. Suphi`ye bir şey söylemez. Ona olan güveni artar.Ancak kıskançlık hastalığının tekrar ortaya çıkması onu üzmüştür.

Kışın İstanbul`da güzel bir eve taşınırlar. Suphi`nin gece gezmelerine çıkması Zehra`yı daha da endişelendirir. Suphi gelene kadar merdivenin üzerinde oturur,ölüp ölüp dirilir. Suphi gelince bir öpücük ile gönlünü alırdı. Zehra artık Suphi`nin en ufak hareketinden türlü türlü anlamlar çıkamaya başlar. Aradan birkaç hafta geçer. Suphi`nin annesi Münire Hanım,oğlunun ve gelininin daha fazla dinlenebilmeleri için eve Sırrıcemal adında bir cariye alır. Sırrıcemal çok güzel bir kızdır.”Kadın” denildiği zaman akla ne anlam gelirse o anlamın tamamen şekil bulmuş halidir.Münire Hanım bu davranışının nelere sebep olabileceğini bilmeden sadece iyilik yapmaya çalışmaktadır. Zehra ise daha Sırrıcemal`i görür görmez yüreği hoplamaya başlar.

Zehra`nın güzelliği Sırrıcemal`den eksik kalmaz ama Zehra o kadar kıskançtır ki  onun çok daha güzel olduğunu düşünür.İçten içe kendini yer bitirir.Münire, Zehra`nın sıkıntısını  anlamaz  ama Sırrıcemal anlar. Zehra odasına kapanır,sabaha kadar ağlardı.Yine eski hırçın haline dönmüştür.Sırrıcemal daha fazla dayanamayarak “İsterseniz,rahat olacaksanız beni işten çıkarın.” der. Zehra çok kibirli olduğu için kabul etmez.Onunla ilgisi olmadığını  söyler. Zehra evde Sırrıcemal`i  sürekli gözetlemesi için Nazikter`i görevlendirir. Nazikter`i seçmesi`nin sebebi Nazikter`in Sırrıcemal`den nefret etmesidir.Zehra`nın halindeki bu değişmeler Suphi`yi endişelendirmektedir.Ancak daha fazla sinirlendirmemek için hiç konuyu açmaz.Zehra`nın Sırrıcemal`e olan davranışlarını görünce Sırrıcemal`e acır.

Zehra da bu kızda bulunan sabır ve tahammülün olduğunu hayal etmekte ve mutlu olmaktadır. Suphi, Sırrıcemal,e karşı bir şeyler hissetmeye başlar ama kabul etmek istemez. Sonunda dayanamaz. Zehra`nın evde olmadığı bir vakit Sırrıcemal,e ilan-ı aşk eder. Sırrıcemal de kendisini sevdiğini söyler.Zehra bu gelişmeleri sezer gibi olmuştur.Onları dört gözle izlemektedir.Artık Suphi ile ayrı odalar da kalmaya başlamışlardır. Suphi,nin gözleri Sırrıcemal`den başkasını görmez. Zehra onları gördükçe kıskancından kudurur. Geceleri dahi o ve Nazikter yatmazlar.Sırrıcemal hamile kalır.

Zehra`nın babası Şevket Efendi vefat eder.Zehra iyice yalnız kalır ve daha fazla hırçınlaşır.Suphi sürekli onları izleyen Nazikter`i işten atar. Sırrıcemal`i alıp Bakırköy`de bir eve yerleşirler.Sırrıcemal,  Suphi,nin hala bir köşesinde Zehra`nın  olduğunun bilmektedir ve onu tamamen söküp atmak istemektedir.Suphi,ye Zehra`dan boşanmasını aksi taktirde bu işin zor olacağını söyler.Suphi gerçekten Zehra,yı hala sevmektedir.Ona bunu yapmak istemez.Sonunda Sırrıcemal`i ve karnındaki  çocuğu seçer. Zehra`dan boşanır. Zehra`nın  içindeki intikam ateşi sönmemiş aksine daha da alevlenmiştir.Onların aralarını bozmak ister.Suphi`yi hala çok sever ama onu da düşman sayar.Sevimli bir düşman.İntikam almak için Habbe Molla adında biriyle işbirliği yapar. Bu adamın kulağı delik, gözü açıktır.Suphi ile Sırrıcemal`in evini bulmaya çalışır.

Sırrıcemal çok daha güzelleşmiştir.O da Suphi`nin onu terk etmesinden korkar.Evde de tek başına kalamaz.Suphi eve geç geldiğinde beni tek bırakma diye yalvarır.

Habbe Molla evi bulur ve Zehra`ya söyler.Şevket Efendi`nin, Suphi`ye  bıraktığı  mağazaya iki kadın gönderirler.Biri ihtiyar biri gençtir.Bunlar Ürani ve Marika`dır.Bunlar bir emanetin teslim edilmesini rica ederler. Suphi`yi kendi evlerine çağırırlar.Suphi,Sırrıcemal`in  tek başına  korktuğunu bildiğinden önceleri istemez.Ancak Ürani`yi çok beğenmiştir.Kıramaz ve gider.Sırrıcemal,e gelemeyeceğine dair mekyup yazar. Ürani`nin evine gider. Ürani açık,saçık giyinen bir kadındır.Suphi`yi hemen etkiler.Artık  Suphi`nin aklına ne Zehra ne de Sırıcemal gelir.

Sırrıcemal`de Suphi`den on beş gün boyunca haber  alamaz.Arada sırada Muhsin para vermek için gelir.Sırrıcemal hemen Zehra`nın evine gider ve Suphi`yi sorar.Zehra,Suphi`nin kendisini de terk ettiğini Sırrıcemal`in yüzüne vurur. Bu durum Zehra`yı çok keyiflendiriyordur.Bunları duyan Sırrıcemal evine gider.İntikam planları yaparken bebeğini düşürür.Kendini asar ve ölür.Zehra`da zaferine çok sevinir.Ancak daha tam bir zafer olmadığını daha Suphi`nin gelip ayaklarına kapanacağını düşünür.

Suphi ise Ürani`ye kapılmıştır. Bütün mal varlığını harcamaktadır.Suphi mağaza`nın yönetimini Muhsin`e bırakmıştır. Muhsin ise  kendi çıkarları doğrultusunda ele alır mağazayı. Zehra ile Muhsin evlenirler. Münire`yi bırakmış Muhsin ile yeni bir eve taşınmıştır. Zehra bu evliliği Suphi`yi kızdıracağını düşündüğü için  yapmıştır. Ancak Suphi`nin umurunda bile değildir. Onun gözü sadece Ürani`yi görür. Bir gün aklına annesi gelir ve Ürani`yi bırakıp gider.Annesinin evden atıldığını,parasızlıktan dilendiğini öğrenir. O kadar değişmiştir ki Suphi ,bu duydukları onu etkilemez.Tekrar Ürani`nin yanına giderek af diler. Ürani, Suphi,yi hiç sevmez,nefret eder. Ona Zehra`nın verdiği para için katlanır. Bu arada Suphi`nin parasını yemek ister.

Suphi, Ürani için elinde ne var ne yok  satmaya başlar. Ürani gözü dışarıda bir kadındır.Bu nedenle Suphi onu çok kıskanır. Bu uğurda çok kavgaya karışır. Suphi`nin bütün parası bitince Ürani onu kapı önüne koyar. Suphi kapının önünden ayrılmaz.Kendisini affetmesi için Ürani`ye yalvarır. Bir otele yerleşir.Ürani`yi görmek için hep onun gittiği yerlere gider. Bir türlü Ürani,yi göremez.Ürani,`den vazgeçemiyordur.Suphi parası bitince tulumbacı olarak çalışmaya başlar.Bir gün yangının ortasında kalır ve hastanelik olur.

Zehra ise çok mutsuzdur. Muhsin,Suphi`nin bıraktığı boşluğu dolduramamıştır.Zehra,Muhsin`i hiç sevmemiştir.Muhsin`e adeta yapma bir bebekmiş gibi bakmaktadır. Zehra, Suphi`nin pişman olup ayaklarına kapanacağını düşünür.

Suphi`nin yangında vücudunda yanıklar oluşmuştur.Kısa bir süre sonra iyileşir.Artık koğuştan çıkmaya ve arkadaşlarının teşvikiyle meyhane alemlerine başvurmaya başlamıştır.Zilzurna olmayınca koğuşa girmez olmuştur.Şu sefil ve sefih yaşam gün geçtikçe  ahlak ve hislerini daha da karıştırıp bozmaktadır.Artık Ürani`yi unutmuştur.İstanbul sokakların da yürürken yanından bir tramvay geçer.Tramvay`ın içinde  Ürani ve onun yeni sevgilisini görünce çılgına döner.İntikam almak için plan yapar.Kendini kaybedinceye kadar ve Ürani`nin kapısında onları bekler. Onlar dışarı çıkınca ikisini de kama ile öldürür.Ortadan kaybolur ama bıraktığı izler onu ele verir. Delil yetersizliği sebebiyle serbest bırakılır.Ancak Trablusgarp`a sürgün edilir.

Zehra, Suphi`nin başına gelenleri duyunca kahrolur.Onu bir daha göremeyeceğini düşünce çok üzülür. Zehra`nın evliliği kötü gitmektedir. Muhsin`den bir erkek çocuğu olur ama iki hafta sonra ölür. Muhsin`de gider. Zehra iyice yalnız kalmıştır.İntihar etmeyi düşünür ama bunun çok günah olduğunu düşünerek vazgeçer.Bir gün alışverişe çıkar. Yolda bir kalabalık görür.Birinin öldüğünü öğrenir ve bu ölenin Münire Hanım  olduğunu görünce gözyaşlarıyla ona sarılır. Hastalanıp yatağa düşer.Doktorun verdiği ilaçları içmez.kısa süre sonra ölür.

  • ROMAN`IN KAHRAMANLARI

ZEHRA-17 yaşında çok güzel bir kızdır.Çocukluktan beri kıskançtır.Yaşı ilerledikçe daha da kıskanç biri olur. Suphi ile tanışıp aşık olunca çok uysal,narin biri olur. Ancak tekrar kıskançlık krizlerine girer. Onun bu davranışları çok sevdiği Suphi`yi kaybetmesine neden olur. Artık daha sert,hırçın bir kız olur.İntikam almak için kendini yer bitirir.

 SUPHİ- İyi bir aile çocuğu,gayet kibarca büyümüş,genç,güzel bir delikanlıdır.Babası vefat etmiş,  annesi hala hayattadır.Ailenin tek çocuğudur. Babası ölmeden önce eğitimi ile yakından ilgilenmiş, onu Şevket Efendi ile tanıştırmıştır. Suphi çok ayran gönüllüdür. Hemen aşık olur. Aşık olduğu kişiyi başka biri için terk eder.Bu davranışı onu yoldan çıkarmış,Suphi artık eski Suphi olmaktan çıkmıştır.

 SIRRICEMAL- Çok güzel bir kızdır.Uzun boylu,iri yapılı,beli ince,göğsü geniş,omuzları geniş,boyu uzunca, çehresi oval, kaşları, kirpikleri, saçları gür ve kara, rengi pembemsi beyaz, elleri , ayakları, ağzı ufak, yürüyüşü hayranlık verici, gamzeleri dikkat çekici bir kızdır. Önceleri çok iyi huyludur. Alçak gönüllü, kibirsiz biridir. Ancak sonradan huylar bozulmuş karakterinde gurur ortaya çıkmıştır.Sonunda da kendi kendini öldürmüştür.

ŞEVKET EFENDİ- Çalışkan,henüz 35 yaşında bir tüccar`dır.İşini çok iyi yapar. Herkesin güvenini kazanmış biridir.Kızı Zehra`nın mutluluğu için her şeyi yapar.Çok iyi bir babadır.

NAZİKTER- Zehra’nın dadısıdır.Titiz. nobran ,biraz terbiyesiz bir kadındır.Kıskanç biridir.Sırrıcemal`i hiç sevmez.Onun için ona kötü davranır.Zehra`nın  Sırrıcemal,i sevmemesi onun ekmeğine bal sürmüştür.

MÜNİRE- Çok iyi bir kadındır.Suphi`nin annesidir.Oğlunun iyiliği için her şeyi yapar.İyi niyetinden Sırrıcemal`i alır Onun felaketlere sebep olacağını bilemez.Sonunda da dilenci olur ve sokakta ölür.

HABBE MOLLA-Kulağı delik,gözü açık,şeytana külahını ters giydiren,atlıyı atından indirte,yolcuyu yolunda bırakan bir iş adamıdır.İz kollama,adam tahkik etme,haber toplama adeta iş gücü tek eğlencesidir. Zehra ile işbirliği yapar. Suphi`nin başına Ürani ve Marika`yı musalla etmiştir.

ÜRANİ- Çok cazibeli,cilveli,neşeli,hayatın zevklerine kendini kaptırmış bir kadındır.Para düşkünüdür,gezmeyi çok sever.Para için Suphi`yi kullanır.Onunla oyun oynar,parasını bitirir. Sonunda kendisine ihanet ettiği için Suphi onu öldürür.

MARİKA- Zehra ve Habbe Molla`nın tuttuğu kadınlardan biridir.

MUHSİN- Yakışıklı bir delikanlıdır.Henüz çok gençtir. Suphi mağazayı Muhsin`e bırakmıştır Muhsin`de bu fırsattan istifade mağazayı ele geçirmiştir. Suphi`ye  ihanet etmiştir.Bir türlü mutlu olmamıştır.

İNCE HASAN- Suphi`nin tulumbacı arkadaşıdır.

ALİ- Suphi`nin tulumbacı arkadaşıdır.

  • ROMANDA MEKAN

Roman İstanbul`un çeşitli semtlerinde geçmektedir.Bu semtler`, Boğaziçi, Çamlıca, Beykoz, Cağaloğlu, Bakırköy, Bulgurlu, Büyükdere Çayırı, Şehzadebaşı, Sarıyer`dir. Bunların dışında iç mekan olarak da, Zehra ve Suphi`nin kaldığı köşk, Suphi`nin ve Sırrıcemal`in evi, Suphi`nin kaldığı otel vardır. Yukarıda verdiğim semtlerin geçtiği cümleleri aşağıda verdim. İç mekanları da aşağıda anlattım.

Zehra ve Suphi`nin yaşadığı köşk:Köşkün bir cephesi Kayışdağı`yla Erenköyü yönüne,arka cephesi tamamen Libadiye ve Çamlıca`ya bakmakta olup bir tarafı  deniz,diğer tarafını Uzunçayır almaktadır. Bina beş altı dönünlük bir bağ içinde bulunup civarında da büyük bir ekin tarlası vardır.

Köşk bir zemin katı üzerinde tek bir kattan ibaret,ahşap bina olup beş oda,bir geniş sofa,bir avlu,iki küçük oda, bir mutfaktan ibarettir.Köşkün manzarası çok güzeldir.

Suphi ve Sırrıcemal`in evi: Bakırköy`de hemen istasyonun burnu dibinde,beş odalı, kullanışlı bir evdir. Zarif bir şekilde döşenmiştir.Yatak odası yaldızlı geniş tel yaylı bir karyolayla küçük fakat zarif bir çini soba süslemekte olduğu gibi  yere çok güzel bir Uşak halısı  serilmiş, yatak tarafında duvara, kıymetli ,büyük bir Fergana seccadesi gerilmiştir.

Odanın en büyüğü salon tarzında düzenlenmiştir`,iki karşılıklı duvara birer yüksek kaonsol dayatılmış, bunların üzerine iki büyük billur endam aynası konularak önlerine de iki yüksek Japon lambası getirilmişti.

Suphi `nin Kaldığı Otel:Daracık,hava almaz,güneş görmez,rutubetli,mandar,örümcekli,alçak tavanlı bir oda içinde paslı,kırık bir demir karyola üzerinde katı bir at minderle incecik bir yün şiltenin kirli bir çarşafla örtülü bir tane yün yastık ve pis yorganla tamamlanmasından vücuda gelmiş bir yataktır.Oda da bir eski masa üstünde bir şişe şamdanla ağzı kırık sürahi,çatlak bir bardak ve bir kirli havludan,bir de arkalı iskemleden başka eşya namına hiçbir şey mevcut değildir.

—İstanbul da Cağaloğlu civarında güzel bir eve taşındılar.

—Şehzadebaşı`nda Handehane-i Osmani Tiyatrosuna geldiler.22 numaralı locaya karşı karşıya kuruldular.

—Suphi Yenimahalle`yi filanı geçmiş, Sarıyer çarşısına varmıştır.

—Sabahtan akşama kadar Beyoğlu caddelerinde serseri gibi dolaşırdı.

—Tavuk pazarında,Arnavut Hanı`nda aylığı üç mecidiyeye bir oda kiraladı.

—Suphi Kasımpaşa`da düşkünler yatağı olan bir evde ikamete başladı.

  • ROMANDA ZAMAN
  1. yüzyılda meydana gelmiştir.Haziran ve Temmuz aylarında başlamış ve birkaç sene devam etmiştir
  • ROMAN HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM

Ben roman`ın konusunu beğendim.Yazar Nabizade Nazım  kıskançlık konusunu çok güzel işlemiş, kıskançlığın doğurabileceği felaketleri çok iyi anlatmış.Ancak romandaki olaylar bütün olarak  gerçekçi değildir. Olaylar art arda  sürekli gelince inandırılıcığını kaybetmiştir. Roman`ın başında kahramanları çok güzel bir şekilde anlatmıştır. Okuyucularını roman kahramanları hakkında çok güzel bilgilendirmiştir.

Ancak sonradan kahramanlar çok değişmiştir.Okuyucunun bu durumda şüpheye düşeceğini düşünüyorum. İnsanlar roman okurken kendini bulmak ister.Kendini roman kahramanlarının yerine koyar. Ancak  “Zehra “romanında bir kahraman önce iyiyken sonradan çok kötü olmuştur. Bu durumda ikilemde kalınıyor.Ben romanı gerçekçi değil duygusal buldum. Roman`ın dilinin yazıldığı döneme göre sade olduğunu düşünüyorum.


0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir